Ürünlerimiz Hakkında

Alfheim uçucu ve sabit yağları saf mıdır?
Alfheim uçucu ve Sabit Yağları %100 safdır. Organik, yabani bitkilerden etik olarak hasat edilmiş bitki, meyve, ağaç , tohum, çekirdeklerden elde edilmektedir.

Uçucu Yağlar doğrudan cilde uygulanabilir mi?
Uçucu yağlar doğrudan cilde uygulanamaz. Cilt tipinize ve ihtiyacına yönelik sabit yağ ile karıştararak cildinize uygulayabilirsiniz. Sabit yağlar cildin üst tabakasında kalırken, uçucu yağlar cildin alt katmanlarına ulaşabilir. Uçucu yağlar cilt bakım yağlarında "etken madde" olarak kullanılabilir.

Uçucu yağları masaj için nasıl kullanabilirim?
Saf uçucu yağlar doğrudan cilde uygulanmaması gerektiği için önce seyreltilmelidirler.Seyreltme tablosuna göz atmak için tıklayın.
Uçucu yağları evcil hayvanım için nasıl kullanabilirim?
Uçucu yağları sevimli dostlarınız ile güvenli ve etkili bir şekilde paylaşabilirsiniz ancak tüm yağlar değerli evcil hayvanlarınız için yararlı değildir. Çayağacı, nane, tarçın, karanfil, kekik gibi yüksek fenol içeren yağlardan kaçınmanızı öneririz. Ayrıca değerli dostlarınız için oda kokulandırmada uçucu yağınızı buhurdanlıkta kullanmanızı tavsiye ederiz.
Banyoda uçucu yağları nasıl kullanabilirim?
Aromaterapi yağlarının en keyifli kullanımlarından birisi olan banyoda kullanımda dolu bir küvete girmeden önce 8-10 damla seçtiğiniz uçucu yağı küvete damlatıp karıştırabiilirsiniz. Keyfinize cilt bakımınıda eklemek isterseniz buğday, jojoba, hodan gibi sabit yağlara seçtiğiniz uçucu yağları karışım yaparak suya ekleyebilirsiniz.

Uçucu yağları inhalasyon/soluma yoluyla nasıl kullanabilirim?
Uçucu yağ kullanımında oldukça ideal bir yöntem olan inhalasyon/soluma yöntemi ile evde sıcak bir kase içine seçtiğiniz uçucu yağları damlatara 5-10 dk koklayabilirsiniz. Etkisini arttırmak için başınıza havlu örterek kokuya odaklanabilirsiniz. Dışarıda kullanmak için mendilinize 1-2 damla damlatarak solumanızda yeterli olacaktır.

Ev ve iş yerimi kokulandırmak için uçucu yağları nasıl kullanabilirim?
Ev veya iş yerinizde istediğiniz atmosferi yaratmak için sevdiğiniz uçucu yağları buhurdanlık veya difüzörünüze 5-10 damla damlatmanız yeterlidir.

Uçucu yağları saklama ve kullanma ömrü ne kadardır ?
Uçucu yağlar ideal olarak açılmalarını takip eden bir yıl içerisinde kullanılmalıdırlar. Yağlarınızın ömrünü uzatmanın en iyi yolu kuru, karanlık yerlerde saklamaktır. Uçucu yağlar, sıcağa, havaya veya ışığa maruz kalırsa, saklama  ömrü azalır.

Uçucu yağlar nasıl saklanmalıdır ?
Şişeleri sıkıca kapalı, güneş ışığından uzak, serin ve karanlık bir yerde saklayabilirsiniz.

Uçucu yağları ağız yoluyla kullanabilir miyim ?
Uçucu yağları, ağız yoluyla tüketmek veya yemeklerde ve içeceklerde kullanmak potansiyel olarak çok tehlikelidir ve kesinlikle önerilmez.
Hamilelik sırasında hangi  yağları kullanmamalıyım?
Anason,adaçayı, ardıç, biberiye, çörekotu, havuç tohumu, tarçın, rezene, ispanyol lavantası,mür, mersin, maydanoz yaprağı, civan perçemi gibi uçucu ve sabit yağların hamilelikte kullanımı sakıncalıdır.

Uçucu yağları bebeğimde/çocuğumda kullanabilir miyim?
Uçucu yağları seyreltme kurallarına uygun olarak seyrelttiğiniz takdirde bebeğinizde/çocuğunuzda kullanabilirsiniz.Seyreltme tablosuna göz atmak için tıklayın.
Uçucu yağlar ne zaman kullanılmaz?
Cilt hastalığınız varsa, hamileyseniz, epilepsiniz veya astımınız varsa, reçeteli ilaç tedavisi sürecindeyseniz veya yüksek alerjen hassasiyetine sahipseniz, uçucu yağları kullanmadan önce mutlaka doktorunuza veya eczacınıza danışmanız önemle tavsiye olunur.

Alfheim onlardan biri. Eski dillerde, ışığın hiç tam olarak batmadığı, doğanın en saf halinde var olmaya devam ettiği bir diyarın adıdır Alfheim. Orada zaman farklı akar. Bitkiler büyürken bilgelik de birikir; bir çiçeğin açılışında, bir kökün toprağa tutunuşunda, bir kabuğun sabah çiğini emmesinde. O diyarda her şey tam olması gerektiği gibidir ne fazla, ne eksik.Biz o diyarı aradık. Yıllarca. Düşünce olarak, felsefe olarak, formül olarak.Ve şunu fark ettik: Alfheim bir varış noktası değil. Bir bakış açısıdır. Doğayı sadece kaynak olarak değil, öğretmen olarak görmek. Bir bitkinin özünde yüzyıllar birikmiş bilgelik olduğuna inanmak. Güzelliğin, iyiliğin ve dengenin saf halleriyle doğadan damıtılabileceğini bilmek. Bu inanç Alfheim'ı var etti.

Özün Peşinde

Her şey bir soruyla başladı: Bir bitkinin en gerçek hali nedir?

Cevap kolay değildi. Çünkü "gerçek hal" bir etiketin arkasında yazmaz. Bir hammaddenin gerçek hali; nerede yetiştiğinde, hangi mevsimde toplandığında, nasıl işlendiğinde, ne zaman bırakıldığında ve ne zaman tutulduğunda gizlidir. Bunu anlamak için kitap okumak yetmez zamanla, sabırla, tekrarla öğrenilir.

Biz öğrendik.

Distilasyon, binlerce yıllık bir bilimdir. Isı ve basınçla bir bitkiden özünü çekmek; o toprağın, o güneşin, o anın hafızasını bir damla içinde saklamak. Soğuk baskı, bir tohuma ya da bir meyveye sertlik değil sabır uygulamaktır sıkıştırmak değil, açmak. Her yöntemin bir gerekçesi vardır. Her gerekçenin arkasında o bitkiyle kurulan, sessiz bir diyalog.

Alfheim'ın her formülü bu diyaloğun ürünüdür.

Ne hızlı karar verdik, ne de kolayı seçtik. Bir hammaddeyi katalogdan seçmek başka şeydir, o hammaddenin neyi taşıdığını anlamak başka. Biz ikincisini seçtik. Bu yüzden bazı formüllerimiz yıllarca süren denemelerden geçti. Bu yüzden bazı ürünlerimiz sınırlı üretilir çünkü o hasat dönemi sınırlıdır, o kalite tekrarlanamaz.

Özü bulmak için önce kabuğu geçmek gerekir. Ve o sabra değer.

Alfheim'in hammaddeleri bir tedarik listesi değildir. Her biri bir hikayedir.

Somali'nin çatlaklı topraklarından toplanan günlük reçinesi, binlerce yıldır meditasyon ve arınma ritüellerinin merkezinde durur. O reçinede sadece bir koku yoktur kadim bir sessizlik vardır. Fas'ın argan ağaçları, keçilerin bile tırmanmaya çalıştığı o sert yükseltilerde büyür; o zorlu büyüme, yağın içinde bir direnç olarak yaşar. Ege'nin adaçayısı taş topraklarda, kuru yazlarda, güneşe meydan okuyarak büyür güçlü, keskin, özgür.

Türkiye bu hikayenin tam ortasında durur. Anadolu, dünyanın en zengin botanik coğrafyalarından biridir; adaçayından kekiğe, kantarondan biberiyeye bu topraklar binlerce yıldır bitkilerin hem büyüdüğü hem de kullanıldığı yerdir. Alfheim bu mirası taşır. Yerel olanı dünyayla, kadim olanı modernle buluşturur.

Bir şişeyi elinize aldığınızda sadece bir ürün tutmuyorsunuz. O toprağın sesini, o hasat sabahını, o diyarın bir parçasını taşıyorsunuz.

Alfheim ürünleri kullanılmak için değil, yaşanmak için tasarlanmıştır.

Fark ince ama belirleyicidir. Bir kremi "sürmek" ile o kremi sürerken bir an yaratmak ikisi aynı eylem değildir. Biri bir alışkanlıktır, diğeri bir ritüel. Ritüel, günün içinde size ait olan zamandır. Telefon yoktur, yapılacaklar listesi yoktur, bir sonraki adım yoktur. Sadece o an, o koku, o dokunuş.

Araştırmalar kokunun hafızayla olan ilişkisinin diğer duyulardan çok daha derin olduğunu gösterir. Bir koku sizi saniyeler içinde başka bir zamana, başka bir yere götürebilir. Bu bir tesadüf değil limbik sistem, kokuyu doğrudan duygusal hafızayla işler. Alfheim formülleri bu bilgiyle hazırlanmıştır. Hangi özlerin hangi his durumlarını desteklediği, hangi kombinasyonların birbirini tamamladığı, hangi notaların zihni sakinleştirdiği ya da uyandırdığı bunlar deneyime dayalı, bilime dayalı kararlardır.

Doğru ritüeli bulmak kişiseldir. Sabah enerjisini çekmek isteyenler için bambaşka bir dünya açılır, akşam sakinleşmek isteyenler için bambaşka. Alfheim bu yolda size bir rehber sunmaz bir alan açar. O alanda ne keşfedeceğinizi siz belirlersiniz.

Alfheim'in Sözü

Güzellik performans değildir.

Bunu söylemek gerekiyor çünkü güzellik sektörü çoğu zaman aksini anlatır. Daha hızlı, daha görünür, daha ölçülebilir sonuçlar. Alfheim bu yarışın içinde değildir. Çünkü gerçek bir formül, cildinizle zamanla kurulan derin bir diyalogdur. Anlık dramatik sonuçlar değil, uzun vadeli bir dönüşümdür.

Her Alfheim formülü; paraben, SLS, sentetik boya ve parfümden arındırılmıştır. Bu bir pazarlama kararı değildir. İçine aldığınız her şeyin saf, tanımlanabilir ve kökenli olması gerektiğine inandığımız için böyledir. Vegan bitki yağları kullanıyoruz çünkü doğa yeterince zengindi eklemeye gerek yoktu. Ambalajı geri dönüştürülebilir seçiyoruz çünkü bu diyara saygı duymak bunu gerektirir.

Yirmi yılı aşkın süredir aynı anlayışla, aynı sabirla çalışıyoruz. Trendle değil, özle ilgileniyoruz. Alfheim'ı bugün tanıyan da, yıllar sonra tanıyacak olan da aynı şeyi bulacak: değişmeyen bir ses, değişmeyen bir kalite, değişmeyen bir dünya.

O diyara girmek için özel bir an beklemenize gerek yok.

Sabah gözlerinizi açtığınızda, günün henüz şekillenmediği o birkaç dakikada. Akşam kapıyı kapatıp dışarıyı dışarıda bıraktığınız anda. Kendinize zaman ayırmanın lüks olmadığını, bir zorunluluk olduğunu hatırladığınız her an.

Bir şişeyi açın. İlk nefesi alın. Ritüelinize başlayın.

Alfheim o andan itibaren sizinledir.